Tek başımıza hiçbir şeyimizi gidermek, kendi işimizi kendimiz görmek, ihtiyaçlarımızı karşılamak mümkün değildir. Her insanın mutlaka başkalarına ihtiyacı bulunmaktadır. Bunun için insan sosyal varlıktır.
Birlikte hareket; toplumu meydana getirir. Medeniyetlerin kurulması, devletlerin oluşması, tarihlerin yazılması... İnsan ile mümkündür. Din, insana gönderilmiştir. Dünya insan için vardır. Allah insanı; kendini tanısın, dünyayı güzel kılsın, birbirleriyle diyaloga girsinler, karşılıklı konuşup anlaşsınlar diye yarattı.
Dünya kurulduğundan beri insanların; huzur, güven, emniyet, içinde yaşamaları için yasalar gönderilmiş, kurallar iletilmiştir.
Halit Ziya Uşaklıgil’in Kırık hayatlar adlı romanına bakış; İnsan, yepyeni bir hayata, gözlerini açmakla başlar. Çocukken hiçbir acı yormaz onu… Ne bir dert bilir, ne de tasa… Zaman geçtikçe insanların maskelerinin altındaki asıl yüzünü tanır. Gerçeği görüp, nefreti tadar. Çocukluğunun o saf ve masum hayalleri belki de yaşamın gerçekleriyle boğuşmaktan yorulup ona karşı beyaz bir bayrak çeker… Sapasağlam olan hayatı önce yavaş yavaş çatlar, çare bulunamazsa da kırılır. Kırık Hayatlardır bunlar… Dayaktan perişan olmuş kadınlar, hastalıktan yüzleri solmuş güzeller, ihanete uğramış aşklar, açlıktan omuzları çökmüş insanlar… Hepsi hayatın türlü oyunlarına...
Bunca zamandır insanlar sevgiden söz eder,en ufak birşey de bile aşık oldum der.Gerçekten sevdiğine kendini inandırmaya çalışır buna inanır ve hayatı artık bu olur.Aslında bilmez yada farkına varmaz bunun aşk değil sadece bir hevesten ibaret olduğuna ve buna da inanmak istemez,deli gibi sevdiğini düşünür,sevdiği için canını bile vereceğini söyler ama en ufak birşeyde de ilk fırsatta kaçmayı dener ve bunun adına Aşk denir. Eğer aşk buysa ben böyle olmak istemem,bunu tatmak bile istemem böyle bir aşka inanıpta kendimi o duruma düşürmek istemem ama bu zamanda aşık olduğunu zannedenler haklılar aslında,onlara bunu düşündüren kendilerinden ziyade şuan tv'de anlatılan...
Anayasada, Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesine yönelik 2007'de yapılan değişiklikler doğrultusunda hazırlanan Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu Tasarısı, Cumhurbaşkanı seçimine, Cumhurbaşkanı adaylarında aranacak niteliklere, seçim öncesi, seçim günü ve seçim sonrası yapılması gereken işlemlere ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Tasarıya göre, Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek. Seçim; genel, eşit ve gizli oyla, bütün ülkede aynı günde, yargı yönetim ve denetimi altında yapılacak. "Tek aday olursa, referandum yapılacak" Oylamalara tek adayla gidilmesi halinde, oylama, referandum şeklinde yapılacak. Aday, geçerli oyların çoğunluğunu alması halinde Cumhurbaşkanı...
İlkokula başlayana kadar tarih ile ilgili bilgiler edinme imkanına sahip olunabilir mi? Bu sorunun cevabı kural olarak hayırdır. Ne var ki her kuralın istisnası olduğu gibi bu kuralın da istisnası vardı ve yaşanılan evde (ailede) büyük çocuklar var ve siyasi sohbetler ve tartışmalar yaşanıyorsa, ilkokula başlamamış olan küçük çocuk da kulak misafiri oluyor. Dinlediklerini anlamasa da hafızasına bazı bilgiler, intibalar, isimler ve şablonlar giriyor. Bunlar malum olduğu üzere daha sonraki yaşlarında anlayacağı malzemelerdir. Bu çerçevede ilkokul öncesi hayatımda hatırladığım bilgi kırıntıları arasında tarih ile ilgili olanlar; Sultan Vahdettin Han’ın hain olmadığı, Osmanlı...
Şiiri azaltır oldum. " Bir amacım var" dediğin de, hesabında yoktu bu denli susamışlığım. İçiyorum kelamlarını, sarhoşum bir bilsen. İzledim, selam verip geçenleri yanımdan. Konuşuyor göründüm, susarken gerçekten..!! Hasretim, gözyaşım sen isen, hüküm kıldan ince kelamım kılıçtan keskin..!! Sevmek, gözyaşı ister. Ama vuslatı niceler iki damlaya tercih eder.. Susma, yüzünün anlamını göster bana. Zira seni sevmek şaşırtıyor beni.
Sana adak vakitlerde harcamak ne güzel ömrü.
İslamofobi kelimesi anlam olarak "İslam korkusu" demektir. Terim olarak İslam'dan ve Müslümanlardan korkma, çekinme iç güdüsünü ifade eder. Kelime ilk kez 1991 yılında kullanılmış olup 11 Eylül saldırılarıyla gündeme getirilmiştir. Bugün İslamofobi dendiğinde hem İslam dinini tanımamaktan kaynaklanan bir korku, hem de bu korkuya dayanarak müslümanlara karşı ayrımcılık yapılmasının meşru görülmesi akla gelmektedir. Tarihi kökleri İspanya'da Endülüs'ün İslam tarafından fethedilmesine kadar iner. Haçlı seferlerine asker devşirmek isteyen kilise mensuplarının yaptığı propagandalar ile fikir zemini Hristiyanlığa karşı tehditler ve tehlikeler üzerinde oluşturulmuş olan "islamofobi"...
Hukuk; haklar, adalet, eşitlik…demek. Hukuku, siyasi mülahaza konusu yapamazsınız. Hukukta her kafadan ses çıkmaz, çıkmamalıdır. Yasa ne diyorsa- ki yasalar, anayasaya uygun işler- o yerine getirilir. Hukukta; inanç, inançsızlık, ırk, mezhep, etnik köken, sosyal statü, ekonomik üstünlük, mesleki değişiklik, soy sop…… farkı yoktur. Yasalar önünde herkes eşittir.
Ülkeleri, milletleri yıkan, toplumda; öfkeyi, kini, düşmanlığı körükleyen en büyük etken hukuksuzluktur. Hukukta niyet okuma olmaz. Herkes; ‘suçu ortaya çıkıncaya kadar masumdur’, ilkesi vardır. Kimsenin karalanmaya, insanlara ön yargılı tavır sergilemeye, kimse hak sahibi değildir.
Bir insan düşünün, durmadan; barıştan, kardeşlikten, sevgiden, ilerlemeden, dostluktan dem vursun. Bir insan ki, bütün hayatı; Kuran, tamamen ömrünü İslam’ı yaşamış, etrafına yaşantısıyla örnek olmuş. Bir insan tasavvur ediniz ki, her dinden, her ırktan, her milletten, her ülkeden, her coğrafyadan, her mezhep ve meşrepten insana kucak açsın. Evet sözünü ettiğim insan Hz. Mevlana’dır. Bu değerli insan, Kuran dostu, Peygamber âşığı, İslam’ın bendesi olmuştur. 736 yıldır yaydığı sevgi mesajları, kaynağını 1399 yıldır ortada olan ve bütün dünyaya varlığını kabul ettiren İslam’dan alır. “imandır o cevher ki ilahi ne büyüktür, İmansız paslı yürek sinede...
Bu defa farklı bir konuyu ele alayım dedim. Birileri, aynı ülkede yaşayan iki etnik kökeni birbirine nasıl düşman edişini. Bugüne kadar, bu topraklar için verilen her mücadelede, iki kökeninde sırt sırta verdiğini unutup, " böl, parçala ve yut" sistemine kurban etmeye çalışanların ve bu oyuna boyun eğenlerin tırajik hikayesidir bu!! 1-Bölünme: İnanç, meshep, kimlik, düşünce, yaşayış tarzı, ırk ve benzeri konularda en ufak uyuşmazlıkları gözleyerek, bunları çeşitlik yollarla çığ haline dönüştürüp toplumu kendi kaderine bırakıp birbirlerini bölmesi. " bölünme" .. 2- Parçala: Gözünü gerçeğe yummuş, kulağını kapatmış, bir eli ile de ağızını tutmuş üç maymun...
Güneş sisteminde bulunan gök cisimlerinin hiçbirinde yaşamın temel kaynağı olan su bulunmaz. Oysa yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplıdır. İnsanlar, suyun varlığına o kadar alışıklardır ki yeryüzünün büyük bir bölümünü kaplayan suyun yaşamları için ne kadar önemli olduğunu belki de hiç düşünmezler. Su, hayatın temelini oluşturan, olmaması durumunda tüm canlılığın son bulacağı, hayati değer taşıyan bir maddedir. Canlı hayatın sürmesi için gerekli tüm dengeler, suyun varlığı sayesinde devamlılığını sürdürür. Yeryüzündeki bütün canlılar % 95 - % 50 sudan oluşur. Yaşam için son derece önemli olan su, Allah’ın bir lütfü olarak insanlara hazır olarak...
Aşk öyle bir ruhi hamledir ki, ne mahiyetini tayine imkan var ne de kudretini ölçmeye… İnsanın aklının ulaşmadığı kadar derinlerden çağlayan bir kaynak olduğu için mahiyetini idrak etmeye akıl kafi gelmiyor. Ruhun doğrudan (vasıtasız) hamlelerinden biridir. Ruh vasıta kullanmadığı (mesela aklı kullanmadığı) için aşk anlaşılabilir alana girmiyor. Ruh doğrudan faaliyette bulunmakla, mahiyetini kendinde mahfuz tutmakta, akla ve zekaya ondan bir pay sunmamaktadır. Ruhun, aşkta bir suret ihtiyacı olduğunu söylemek kabil değildir. Belki de böyle bir ihtiyaç vardır ama bunu tespit etmek de fevkalade zordur. Fakat aklın bir suret ihtiyacı olduğu muhakkak... Aşkın akılla alakası olmadığı...
Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar. Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten hüsrana uğramışlardır. Onlar hidayete ermiş (kimseler) değildi. (Yunus Suresi, 45) İnsan için en önemli gerçek, dünyaya bir kez gelmek ve kesinlikle ölümü tadacak olmaktır. Dünya hayatı göz açıp kapama süresi kadar kısadır, ancak ahiret hayatı sonsuza kadar devam edecektir. İnsanın başlangıcı vardır ancak sonu yoktur. Ve sonsuz ahiret hayatının yanında, ortalama 70 yıl sürecek hayatın hiç bir değeri olamaz. Kişi bu önemli gerçeği kavradığı anda kendini gözden geçirmeli ve Rabbimiz’in emirlerine...
|
|